• 31 Mart Vakası [Ayaklanması]

    31 Mart Vakası (İsyanı, Ayaklanması, Olayı yahut Hadisesi), II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanmadır. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325'te (13 Nisan 1909) başladığı için bu adla anılmıştır.

    On üç gün süren ayaklanma, II. Meşrutiyet döneminin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. Askerî bir isyan olarak ortaya çıkmasına rağmen isyana dahil olan softaların propagandaları sonucu sonradan dinî bir hal almıştır. Sebepleri tam olarak belirlenemeyen bu olayın planlı ve bilinçli bir hareket olup olmadığı kesinlik kazanmamıştır. İsyanın ilk günü hükûmet istifa etmiş, isyancı askerler yedi gün süre ile İstanbul'a hakim olmuştur.



    Bir milletvekili, bir Nazır ve tespit edilemeyen sayıda asker ve sivilin hayatını kaybettiği isyan, Selanik'te bulunan Üçüncü ve Edirne'de bulunan İkinci Ordulara mensup askerlerin oluşturdukları, Rumeli halkının gönüllü katıldığı “Hareket Ordusu”’'nun İstanbul'a gelmesi ile bastırıldı. Üç gün süren çarpışmaların ardından sıkıyönetim ilan edildi; padişah II. Abdülhamit tahttan indirilip yerine V. Mehmed Reşad tahta çıktı. İsyana katılanlar ve destekleyenler yargılanarak 70 kişi idam edildi, 420 kişi ise çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı.

    Olay kimi arşiv belgelerinde “hareket-i irtica”, “hadise-i irtica”, kimi belgelerde de “hadise-i ihtilaliye”, “hareket-i ihtilaliye”, “harekât-ı iğtişaşiye” ve “vakıa-i ihtilaliye” tabirleri ile ifade edilmektedir. Türk siyasi tarihine irtica kavramının, bu olay ile birlikte girdiği kabul edilir. Ancak kimi araştırmacılar olayı bir irtica ayaklanmasından ziyade amacına ulaşamayan bir askerî darbe girişimi olarak değerlendirilir.

    31 Mart Vakası'nda ölenlerin anısına İstanbul'da Abide-i Hürriyet adıyla bir ulusal anıt inşa edilmiştir.

    Arka plan


    1908 yılında Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte Osmanlı Devleti’nde yeni bir siyasal yapılanma ve yeni bir zihniyet yapısının yanı sıra, bu yeni zihniyetten rahatsızlık duyan bir kesim ortaya çıkmış; gerek sivil toplumda gerekse ordu içinde artan kutuplaşma ve gerginlikler isyan ortamı doğurmuştur.

    Meşrutiyeti ilan etmiş olmasına rağmen iktidarı tam olarak ele geçirememiş olan ve hükûmet üzerinde dolaylı bir denetim kuran İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet kademelerinde kadrolaşması politik istikrarsızlığa yol açmıştı. Cemiyet ile ters düşen memurların görevlerinden uzaklaştırılmaları, cemiyete girdiğini ispat için yemin etmeyenlerin tutuklanması, farklı siyasi oluşumlara hayat tanınmaması huzursuzluk nedeniydi. İttihat Terakki’yi ve hükûmeti eleştiren gazetelere hatta bu gazeteleri satan bayilere baskı uygulanması isyan ortamını doğuran uygulamalardandı.



    Bu ortamda Meşrutiyetin İlanı’ndan birkaç ay sonra İstanbul'da irtica yanlısı bir takım küçük ayaklanmalar meydana geldi, ancak kısa sürede bastırıldı. 7 Ekim 1908'de Fatih Camisi'nde Kör Ali ve İsmail Hakkı adlarında iki hocanın arkasına takılan halkın Yıldız Sarayı’na kadar gidip Meşrutiyet aleyhine gösteri yapmaları bu isyanlardandır.

    Henüz tam egemen olamadıkları Kâmil Paşa kabinesine karşı ellerini güçlendirmek isteyen İttihatçıların Eylül ayı sonlarında Selanik’te 3. Ordudan getirilip Taşkışla’ya yerleştirdikleri üç Avcı Taburu, bir gerginlik konusu idi. Bu taburlara o günlerde cemiyetin destekçisi olarak bakılıyordu. Cemiyet, Bulgar tehdidini öne sürerek İstanbul’daki Avcı Taburlarının sayısını arttırmak isterken Kâmil Paşa hükûmeti kendisine karşı bir ihtilalde kullanılacakları endişesi ile taburların bir an önce gitmesini istiyordu.

    Ekim 1908’de ordu içinde “alaylı” ve “mektepli” subaylar meselesinden doğan hoşnutsuzluklar arttı. Eski sisteme göre yetişmiş alaylı subayların kısa süre içinde ordudan tasfiye edileceği söylentileri, alaylı subayların mekteplilerle ilişkilerini her geçen gün biraz daha bozdu. Ordudaki disiplinsizliğin en önemli sebebini ibadet bahanesiyle talimden kaçmak olarak gören cemiyetin, ibadete karşı politikaları ise askeri din propagandasına açık hale getirdi.



    Bu dönemde Volkan ve Mizan gibi gazetelerin yayınlarında kullandıkları kışkırtıcı üslup, İttihat ve Terakki'nin uygulamalarından zarar görenler üzerinde etkili oldu. Özellikle Derviş Vahdeti’nin çıkardığı Volkan gazetesi 31 Mart Olayında önemli rol üstlendi. İngilizler tarafından finanse ve himaye edilen ve yer yer Prens Sabahattin'in Adem-i merkeziyetçi görüşlerine de yer veren Volkan gazetesi, alaylı subaylar ve asker kesimi arasında taraftar kazanmış İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin yayın organı haline gelmişti.

    Askerlerin hoşnutsuzlukları ordu içinde çeşitli isyan hareketlerine yol açtı. 31 Mart öncesindeki en önemli askeri isyan, Taşkışla Olayı idi. Askerlik sürelerini doldurarak terhis olmayı bekleyen 87 eratın, askerlik sürelerinin tekrar uzatılması üzerine Ekim 1908’de Taşkışla'da ayaklanması, kanlı bir şekilde bastırıldı. Aralık 1908’de bir tiyatro oyununda oyunun erlere yasak edilmesi ikinci bir ayaklanmaya sebep oldu. Erlerin "bize yasaksa subaylara da yasak olmalıdır" diyerek tiyatroyu basması sonucu şiddetli çarpışmalar gerçekleşti. Askeri kesimdeki ayaklanmalar, 23 Ocak 1909’da Harp Okulu öğrencilerinin ayaklanması ile devam etti. Öğrenciler, Okul Nizamnamesi'nin aşırı sertliği ve yabancı dil öğrenmekte güçlük çekmekten şikayetçi idi; olay, 60 öğrencinin okuldan kovulması ile sonuçlandı. Mart 1909’da ise Abdülhamit’in özel muhafız alayının bir bölümünü oluşturan Arnavut ve Arap asıllılardan oluşan Zuhaf Alayı'na, geleneklere aykırı şekilde, Türk askerlerinin katılmak istenmesi sırasında olaylar yaşandı. Bütün bu olaylarda hep Selanik'ten getirilmiş olan avcı taburlarının ayaklanan birliklere karşı kullanılmış olması Birinci Ordu içerisinde avcı taburlarına karşı genel bir düşmanlık duygusunun doğmasına yol açtı.

    Toplumdaki bir başka çatışma konusu “Asker – Medreseliler” çatışması idi. Medreselilerin askerlik hizmetinden muaf tutulmasını haksızlık olarak değerlendiren Harbiyeliler, muaflığın devamı için medrese mensuplarının hiç olmazsa basit bir okuma-yazma sınavına tabi tutulmalarını istiyordu. Şeyhülislamlık ile Harbiye Nezareti arasındaki pazarlık sonucu medreselilerin birkaç satır yazı yazmalarını, birkaç basit cümle okumalarını ve Namaz, Oruç bahislerinden sorular içeren bir sınava tabi tutulmaları kabul edildi. Bu karar, medreselilerde Harbiye Nazırı’na karşı büyük öfke doğurdu.

    İttihat ve Terakki ile çatışan Kamil Paşa hükûmetinin 4 Şubat 1909’da Meclisin vermiş olduğu “âdem-i itimad” oyları ile düşürülmesinden sonra sadarete Hüseyin Hilmi Paşa’nın getirilmesi ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, hükûmeti resmen ele geçirmiş oldu.

    Toplumda artan kutuplaşmalar ve tahammülsüzlüklerin sonucu olarak çeşitli siyasi cinayetler işlendi. 7 Nisan 1908 Çarşamba günü Serbesti gazetesi başmuharriri Hasan Fehmi bir köprü üzerinde arkadaşı Ertuğrul Şakir’le yürürken öldürülmesi bu cinayetlerdendi. Hasan Fehmi’nin öldürülmesinde İttihat ve Terakki’nin parmağının olduğu iddia edilmiş; bu cinayetten sonra Cemiyete karşı oluşan olumsuz hava, kimi İttihatçıların partiden istifasına yol açmıştır. Oldukça hareketli fikir ve eylem ortamı Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin öldürülmesi ile şiddete dönüştü.

    İsyanın ortaya çıkışı


    Rumeli'den İstanbul'a getirilip Taşkışla’ya yerleştirilmiş olan 4. Avcı Taburu, 12-13 Nisan 1909 gece yarısı (Rumi takvimle 30 Mart'ı 31'e bağlayan gece) başlarında çavuşları olmak üzere ayaklanmış ve kışladaki komutayı ellerine geçirerek bazı subayları hapsetmiştir. Sabaha doğru askerle kışladan çıkıp Ayasofya Meydanı'na ilerlerken isyan diğer kışlalara da yayıldı. Sayıları 5-6 bini bulan askerler, "şeriat isteriz, padişahım çok yaşa" sözleriyle meydanda toplandılar. Onlara katılan yüzlerce hoca ve medrese öğrencisi de gelerek mektepli subayların orduyu frenkleştirmeye çalıştıkları, bütün bunların İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin başı altından çıktığı, din hükümlerinin ayaklar altına alındığını ifade eden konuşmalar yaptılar.



    Ayaklanmacılar, kalabalığın artmasından sonra meydana yakın bir mesafedeki Meclis binasını kuşattılar. Hükûmetten Harbiye Nazırının ve Mahmut Muhtar Paşa’nın görevlerinden alınmasını, eski Harbiye Nazırı Nâzım Paşa’nın yeniden göreve getirilmesini istediler. Şeyhülislam Ziyaettin Efendi'yi aracı kıldılar. Kısa bir süre içinde İstanbul'un tüm semtleri isyancı erler tarafından kontrol altına alındı. İsyancıların isteklerinin kabul edildiği kararını alan Osmanlı kabinesi bunu isyancılara ulaştırmaya çalışırken isyancılar kuşattıkları meclis binasını işgal ettiler. Adliye Nazırı Nâzım Paşa, Ahmed Rıza Bey'e benzediği için; Lâzkiye Milletvekili Aslan Bey de Hüseyin Cahit Bey sanılarak öldürülürken, Bahriye Nazırı Rıza Paşa ağır yaralandı. Milletvekilerinin öldürülmesi, Şurayı Ümmet ve Tanin basımevlerinin yağma edilmesi üzerine padişahın isteği ile kabine istifa etti. İsyancıların görüşleri doğrultusunda 14 Nisan 1909'da Tevfik Paşa Kabinesi kuruldu ve göreve başladı.

    “Aff-ı Şahâne" adı verilen genel af ilan edildi ancak umulduğu gibi isyancıların zorbalığı sona ermedi. Aralarında Şerif Sadık Paşa ve Katibi Esat Bey, Süvari Teğmeni Selâhattin Mümtaz ve Üsteğmen Yusuf Nurettin’in bulunduğu bazı subaylar öldürüldü. İsyancıların İstanbul içerisinde küçük gruplar halinde dolaşarak silah atmaya, Türk kadınlarının Beyoğlu'na çıkmasına engel olmaya, Frenk gömleği giyen kimseleri tartaklamaya başladıkları görüldü. Asâr-ı Şevket Zırhlısı Kaptanı Deniz Binbaşılarından Ali Kabuli Bey'in, kendi gemisinin erleri tarafından sokaklarda sürüklenip Yıldız Sarayı'na kadar götürülerek Abdülhamit'in gözleri önünde öldürülmesi, isyancıların en vahşi eylemlerindendi.

    Yıldız yağması


    31 Mart İsyanı sırasında Selanik'ten gelen Hareket Ordusu'nun (Selanik Ordusu) Yıldız Sarayı'nı yağmalamasına Yıldız yağması denmiştir. Meşhur 31 Mart ayaklanmasını bastırmak üzere İstanbul'a yürüyen Hareket Ordusu'ndaki askerler Yıldız Sarayı'nı basıp giyecek ve yiyecek çalmışlar, sarayda tahribata yol açmışlardır.



    İsyanın bastırılması


    Selanik, İstanbul’daki isyandan Jandarma Yüzbaşısı İsmail Canbulat Bey’in ilettiği “Meşrutiyet mahvoldu” ibareli telgrafıyla haberdar oldu. Selanik’te isyana karşı büyük bir miting tertip edildi. Serez’de ve diğer Makedonya şehirlerinde de isyana büyük tepki doğdu; padişaha, sadarete ve Meclis-i Mebusan’a protesto telgrafları çekildi.

    Selanik'teki İttihatçılar arasında İstanbul üzerine bir kuvvet yollamak konusunda bir fikir birliği meydana gelmişti. 14 Nisan günü Selanik’te genel seferberlik ilan edilerek Selanik Redif Tümeni'nin bütün taburları silahaltına alındı. Bu birliklere Edirne'de bulunan İkinci Ordu Birlikleri ve Selanik çevresinde sivil gönüllüler de katıldı. Özgürlük kahramanı olarak tanınan Resneli Niyazi Bey de, Resne'de bir araya getirdiği gönüllülerle birlikte bu hareketin içinde yer aldı. Toplanan bütün kuvvetlerin başına Selanik IX. Redif Fırkası (tümeni) Kumandanı Hüsnü Paşa getirildi, Kurmay Başkanlığına da Kolağası Mustafa Kemal Bey atandı. Mustafa Kemal Bey, Selanik’ten İstanbul’a hareket eden orduya “Hareket Ordusu” adını verdi.



    Hareket Ordusu, 14 Nisan akşamı trenle İstanbul’a hareket etti. İstanbul önlerine geldikten sonra 19 Nisan’da İstanbul halkına ordunun amacını açıklayan bir beyanname yayımladı. Hüseyin Hüsnü Paşa’nın imzasıyla yayımlanan beyannameyi Mustafa Kemal kaleme almıştı. Beyanname, telgrafla Erkan-ı Harbiye-yi Umumîye'ye iletildi ve sokaklarda halka dağıtıldı.

    Hareket Ordusu İstanbul’a girme hazırlığında iken komuta değişikliği yapıldı; ordunun komutanlığına Mahmut Şevket Paşa atandı. Hareket Ordusu Kurmay Başkanlığı Binbaşı Enver'e verildi. Mahmut Şevket Paşa 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece orduya İstanbul içlerine ilerleme emri verdi. İsyancıların en yoğun direnme noktaları Taşkışla, Davutpaşa ve Taksim Kışlaları'nda olmuş ve kanlı çarpışmalar gün boyu sürdü. Hareket Ordusu İstanbul'daki isyanı bastırdıktan sonra birliklerini Yıldız Sarayı'na yönlendirdi. İki günlük kuşatmadan sonra 27 Nisan'da Hareket Ordusu saraya girerek denetimi ele geçirdi.



    İsyanın bastırılmasından sonraki gelişmeler


    Hareket Ordusu'nun İstanbul'da duruma tamamen hâkim olmasıyla birlikte, Padişah II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi konusu gündeme gelmiştir. Ayaklanmanın tamamen bastırılmasıyla kendisini güvende hisseden Meclis-i Mebûsan 25 Nisan'da Yeşilköy'den Ayasofya yakınındaki kendi binasına geri döndü ve 27 Nisan 1909'da bu konuyu görüşmek üzere toplandı. Sultan Abdülhamit'in hilafet ve tahttan indirilmesi oy birliği ile kabul edildi. Abdülhamit'in yerine kardeşi Veliaht Mehmet Reşat Efendi'yi getiren Meclis, bu kararı Abdülhamit'e bildirmek üzere dört kişilik bir kurul oluşturdu. Abdülhamit, Selanik'te sürgüne gönderildi. Osmanlıların birlikteliklerinin devam etmekte olduğunu göstermek maksadıyla dört kişilik kurulda Ermeni ve Yahudi milletvekillerine yer verilmişti ancak bu ileride İttihatçıların şiddetle eleştirilmelerine, siyonistlikle suçlandırılmalarına sebep olmuştur.

    Olayların sona ermesiyle İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilmiş; isyana karışanların tespiti yapılmış ve geniş çapta tutuklamalar başlamıştır. Suçluların yargılanarak cezalandırılması amacıyla üç Divan-ı Harp; tutuklananların ilk sorgulamalarını yapmak üzere Tahkik Heyetleri; halkın bu olaylara karışan kimseler hakkında bildiklerini haber verebilmesi için Tedkikât Heyetleri oluşturuldu. Yargılamalar sonunda 70 kişi idama, 420 kişi müebbet ve 6 aydan başlayan çeşitli hapis, yüzlerce kişi de süresiz sürgün cezalarına çarptırıldı. İdama mahkûm olanların cezaları Beyazıt ve Ayasofya meydanlarında, Köprübaşı’nda, Kasımpaşa’da darağaçları kurularak infaz edildi. Ege'den yabancı bir ülkeye kaçmak için trenle İzmir'e gitmeye çalışırken yakalanan Derviş Vahdeti'nin yargılanması bir aydan fazla sürdü. Akıl sağlığının bozuk olduğu yönündeki savunmasına itibar edilmedi, 19 Temmuz 1909'da Ayasofya Meydanında asılarak idam edildi.



    31 Mart şehitleri için yaptırılan ve açılışı 23 Mayıs 1911 tarihinde gerçekleşen Abide-i Hürriyet’e 2 subay ve 42 askerin cenazesi yerleştirildi.

    17 saat önce
  • Fotoğraflarla: Dünden bugüne AKM

    Bir dönem için İstanbul’un kültür ve sanat merkezi olan Atatürk Kültür Merkezi (AKM), Hayati Tabanlıoğlu tarafından tasarlanmıştır. Orijinal olarak Feridun Kip ve Ruknettin Güney tarafından tasarlanan ve 12 Nisan 1969 tarihinde açılan Atatürk Kültür Merkezi, 1970 yılında bir oyun sırasında çıkan yangın sonucunda oldukça hasar gördü. Bu yangının ardından Hayati Tabanlıoğlu tarafından onarılan ve tekrar tasarlanan yapı, 1978 yılında tekrar kullanıma açıldı ve 2000’li yıllara kadar hizmet verdi.

    1 gün önce
  • Kanser uzmanlarından yoğurt uyarıları!

    Potasyum, kalsiyum, sodyum, manganez, demir, C ve B12 vitaminleri içeren yoğurt, ayrıca omega-4 yağları bakımından da zengindir. Yoğurt genel olarak sağlık açısından zararlı bir besin değildir. Birçok besine nazaran ilaç tedavilerinin yanı sıra da tüketiminde hiçbir sakınca yoktur.

    2 gün önce
  • Modern futbolun doğduğu yıl - 1992

    Gösterişli ve parlak görünümü ve büyük transfer ücretlerinin harcandığı modern futbol dünyası öyle kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bu durum, ilk olarak Premier Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi sezonlarının ve Avrupa'daki futbolcular için hareket özgürlüğünün başladığı yıl olan 1992‘ye dayanıyor. O günden bu güne hem futbol hem de futbolcu için çok şey değişti.

    2 gün önce
  • ABD Ulusal İstihbarat raporu açıklandı: Avrupa'nın en kabalık şehri İstanbul olacak

    ABD Ulusal İstihbarat Konseyi 'Küresel Eğilimler 2040 Raporu' açıklandı. Raporda, Avrupa'da nüfusu en yüksek olan şehirler sıralamasında 2035'te 18 milyon nüfusla İstanbul birinci sırada yer aldı. Ankara ise beşinci sırada.

    2 gün önce
  • İhanetin belgesi: Atatürk ve Arkadaşlarının İdam Kararları

    11 Nisan 1920'de İstanbul Saray Hükümeti'nin sadrazamı Damat Ferit, milli hareketi, “fitne ve fesat”, millicileri ise “isyancılar” diye adlandıran bir “hükümet bildirisi” yayınlandı. Bildiride “pişman olanların affedileceği” milli harekete katılmaya devam edenlerin ise cezalandırılacağı belirtiliyordu.

    2 gün önce
  • 93 yıl önce bugün 'Devletin dini islamdır' hükmü anayasadan çıkarıldı

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1928 yılında Anayasada bir değişiklik yapılarak Türkiye Cumhuriyeti'nin dini islamdır maddesi kaldırıldı. Ve bir sonraki anayasa olan 1937 Anayasası'nda Türkiye Cumhuriyeti laiktir maddesi yer aldı.

    3 gün önce
  • Covid: Türkiye de yoğun bakım doluluk oranları kritik seviyede, hekimler ve hasta yakınları tanıklıklarını anlatıyor

    Türkiye de yoğun bakım yatak doluluk oranı yüzde 66 nın üzerinde. BBC Türkçe ye konuşan sağlıkçılar, vaka ve ölüm sayılarında görülen artış eğilimini endişe verici buluyor. Bazı hasta yakınları, hastalarına yoğun bakım yatağı bulamadıklarını söylüyor.

    3 gün önce
  • Türkiye enfeksiyon riskinin yüksek olduğu bölgeler listesine alındı

    Alman hükümeti, günlük vaka sayısının 55 bini aştığı Türkiye’yi enfeksiyon riskinin yüksek olduğu bölgeler listesine dahil etti. Yeni sınıflandırma 11 Nisan Pazar gününden itibaren geçerli olacak.

    4 gün önce
  • Türkiye'nin ilk kadın Hakimi Mürüvvet Hanım

    Osmanlı devrinde dünyayı kafes arkasından izlemeye mahkûm olan Türk kadını, Cumhuriyet ile birlikte insan olmaktan doğan haklarına kavuşmaya başladı.

    4 gün önce
  • Prof. Dr. Ahmet Saltık: Dört hafta içerisinde en az 12 bin insan hayatını kaybedecek

    5 gün önce
  • Dokuz Umde (Dokuz İlke - 8 NİSAN 1923)

    Dokuz Umde veya Dokuz İlke, Mustafa Kemal Atatürk'ün TBMM'nin birinci döneminin çalışma süresi sona ermeden bir süre önce, 8 Nisan 1923'te yayımlamış olduğu bildiridir. Dokuz ilkenin yer aldığı ve genel program niteliğindeki bu bildiriye göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindi ve halkın kendi kendini yönetmesi esastı.

    Dokuz Umde, 9 Eylül 1923'te kurulan Halk Fırkası'nın çekirdeğini oluşturan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından bir program olarak benimsendi.

    5 gün önce
  • Doğum günün kutlu olsun ‘internet’

    Bugün internetin sembolik doğum günü. Teknolojinin gelişmesiyle beraber günümüzde birçok işimizi internetten yapıyoruz. Peki günlük hayatımızda artık vazgeçilmez bir yerde olan internet, bugünlere nasıl geldi?

    6 gün önce
  • Bir dönemin devi LG Electronics akıllı telefon sektöründen tamamen çekiliyor

    Güney Koreli teknoloji devi LG Electronics, son yıllarda kaydettiği zararlardan dolayı akıllı telefon piyasasından tamamen çekildiği açıkladı. LG nin mobil telefon bölümü son 6 yılda toplam 4,5 milyar dolar zarar kaydetti

    7 gün önce
  • The Serpent: 'Hippi katili' Charles Sobhraj'ın hayatı, yeniden gündemde

    1970'li yıllarda, Güney Doğu Asya seyahatindeki Batılı hippileri hedef alan seri katil Charles Sobhraj'ın hayatı, çekilen bir dizi ile yeniden gündemde.

    9 gün önce
  • İngiliz turistlerden rezervasyon patlaması: Türkiye ve Yunanistan başı çekiyor

    İngiliz turistler tatil sezonu için gözünü Mayıs ayı ortasına çevirirken, Financial Times öne çıkan ülkeleri mercek altına aldı. Gazete, havayolu şirketlerinin verilerinden hareketle, rezervasyonların en çok artış gösterdiği ülkelerin Yunanistan ve Türkiye olduğunu yazdı.

    10 gün önce
  • At yarışlarında kullanılan atlar hakkında bilmedikleriniz

    At yarışı, hayvanların kullanıldığı sözde sporların içinde, özellikle rodeoların gaddarlığı ile karşılaştırıldığında, belki de en cazibeli imaja sahip olan yarış türüdür. Peki bir yarış atının hayatı gerçekte nasıldır? Ve belli bir seviyeye gelemeyen binlerce atın akıbeti nedir?

    10 gün önce
  • Ukrayna da Kovid-19 nedeniyle günlük en yüksek vaka ve ölüm kaydedildi

    Ukrayna da son 24 saatte 19 bin 893 yeni tip koronavirüs vakası ve 433 kişinin ölümüyle günlük en yüksek vaka ve ölüm kaydedildi.

    11 gün önce
  • DSÖ’den Türkiye de kullanılan Çin aşısı ile ilgili açıklama: Güvenli ve etkili

    Dünya Sağlık Örgütü, Çinli aşı üreticileri Sinopharm ve Sinovac ın Kovid-19 aşıları ile ilgili verilerin örgütün gerektirdiği kurallara uygun etkinlik seviyeleri olduğunu gösterdiğini bildirdi.

    12 gün önce
  • Yemeksepeti nin Hacklenen Kullanıcı Verileri, Kripto Para Karşılığında Dark Web de Satılıyor

    Yemeksepeti ne gerçekleştirilen siber saldırı kapsamında çalınan kullanıcı bilgileri, Dark Web aracılığıyla satışa sunuldu. Kripto paralar aracılığıyla satılan bilgiler, Yemeksepeti kullanıcılarının canını sıkacak olaylar yaşatabilir.

    12 gün önce
  • Yemeksepeti nin Hacklenen Kullanıcı Verileri, Kripto Para Karşılığında Dark Web de Satılıyor

    _Reklam Birimi_