Bir türkünün hikâyesi: Kâr etmez âhım
03.11.2026
"Kâr etmez âhım sen gülizâre" bugün çoğumuzun kulağında bir aşk türküsü olarak durur: âşık ne kadar inlerse inlesin, sesi gül yanaklı sevgilinin gönlüne ulaşmaz. Oysa arşivlerde türkünün adının yanına parantez içinde bir kelime daha yazılır: Tenzile. İlk bakışta türkünün kendisi için yakıldığı bir kadının adı sanılır. Değildir. Bu küçük kelime, türkünün tekkeden sahneye uzanan yolculuğunun anahtarıdır.
Tenzile bir kadın adı değil
Kerkük'te dinî içerikli havalara tenzile denir. Bunlar tekkelerde, haftanın belirli gecelerinde zikir halkaları arasında okunur; ney, def ve zil eşlik edebilir. Kerkük'te mevlitler de Türkiye'dekilerden farklı olarak uzun hava ve tenzilelerle sürer. Yani bir şiirin tenzile olarak bilinmesi, onun önce bir yakarış olarak söylendiğini gösterir.
Türkü Dostları arşivindeki nota da aynı bilgiyi verir: eser esasen bir tenzileydi, sonradan değişik sözlerle okunarak başka bir biçime dönüştü. Aynı nota göre bugün yaygın olan 6/8'lik icra da türkünün aslına uymaz.
Gül yanaklı sevgili
Dönüşümün izi ilk dizede saklı. Divan şiirinde "gül-izâr" gül yanaklı demektir ve sevgiliyi anlatan en yaygın sıfatlardan biridir. Söz ağızdan ağıza geçtikçe kimi zaman "gül-i zâr" diye ayrı yazılır, kimi zaman da "Gülizar" diye bir kız adına dönüşür.
Tasavvuf şiirinde sevgili çoğu zaman Tanrı'nın kendisidir, âşığın âhı da O'na ulaşmak isteyen kulun yakarışıdır. Bu yüzden aynı dizeler tekkede bir ilahi, meclislerde bir sevda türküsü olarak söylenebilmiştir. Türkü, kim hangi kulakla dinlerse ona o hikâyeyi anlatır.
Sakızlı bir şair mi?
Sözlerin kime ait olduğu kesin değil. Derlemelerin çoğunda türkü anonim görünür. Kerkük türküleri üzerine yazılmış bir derlemede ise güfte Osman Nevres'e bağlanır. Bu ihtimal ilginçtir, çünkü Nevres'in hayatı tam da bu coğrafyadan geçer.
Osman Nevres muhtemelen 1820-21'de Sakız Adası'nda doğdu. Gençliğinde Bağdat'ta vilayet kâtipliği yaptı, 1848'de Nâdir Paşa'nın yanında yeniden Bağdat yoluna düştü, 1858'de Irak-Hicaz orduları muhasebecisi olarak oraya döndü. Şiirleri İstanbul'dan çok Irak Türkleri arasında sevildi ve bestelenen naatları tekkelerde okundu. Akademik çalışmalar bazı şiirlerinin Kerkük'te tenzile olarak bestelenip tekke çevresinde hâlâ icra edildiğini, bazı gazellerinin de uzun hava tarzında okunduğunu yazar.
Hayatının sonu ise türküdeki âh kadar karanlıktır. Bağdat'taki görevinde bir yolsuzluğa adı karışınca görevden alındı, ardından hırsızlıkla itham edildi. İstanbul hasreti ve bu itham aklî dengesini sarstı. Bir süre hastanede kaldı, kısmen iyileşip yeniden göreve döndü, ama sonunda Üsküdar'daki evine çekildi. 6 Şubat 1876'da orada öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.
Kerkük'ten radyoya
Türküyü bugünkü dinleyiciye ulaştıran ses Abdülvahit Küzecioğlu'dur. 1924 ya da 1925'te Kerkük'te doğdu. Babası çömlek yaptığı için "Küzeci Ahmet" diye anılırdı, soyadı da buradan gelir. Hoyratı, makamı ve türküyü çocukken çevresindeki ustalardan öğrendi. 1944'te Irak Petrol Şirketi'nde çalışmaya başladı, 1952'de şirket onu mesleki eğitim için Londra'ya gönderdi. Orada BBC'nin Türkçe yayınları için Kerkük hoyratları ve türküleri okudu. Bu kayıtlar ve plakları sayesinde sesi Irak'tan Kafkasya'ya kadar geniş bir coğrafyada tanındı.
1956'da İstanbul Radyosu'nda Kerkük hoyrat ve türkülerinden oluşan kayıtlar yaptı. Ondan en çok eser derleyen kişi Nida Tüfekçi oldu. "Kâr etmez âhım" da Türk Halk Müziği repertuvarına 2309 numarayla girdi: kaynak kişi Abdülvahit Küzecioğlu, derleyen ve notaya alan Nida Tüfekçi. Küzecioğlu 29 Haziran 2007'de doğduğu şehirde, Kerkük'te öldü.
Bugünkü sesleri
Türkü zamanla Kerkük'ün dışına taştı. Cengiz Özkan'ın yorumu, Mustafa Ceceli'nin pop düzenlemesi, Settar Tanrıöğen'in Cem Erdost İleri'yle yaptığı PortakalAltı kaydı onu farklı kuşaklara taşıdı. Halk edebiyatı araştırmacısı Cahit Öztelli'nin derlemesinde ise türkü başka bir metinle yer alır. Her yorum tekkede başlayan yolculuğa bir durak ekledi, ama ilk dizedeki âh hep aynı kaldı: karşılık bulamasa da vazgeçmeyen bir âh.
Türkü dinlemek isterseniz TRT Türkü iyi bir başlangıç.
